People say I'm crazy ,doing what I'm doing, -insanlar deli olduğumu söylüyor, yaptığımı şeyi yapıyorum Well they give me all kinds of warnings to save me from ruin, -bana her türlü uyarıda bulunuyorlar beni harabeden kurtarmak için When I say that I'm o.k. they look at me kind of strange, -ben iyiyim dediğimde bana bir garip bakıyorlar Surely your not happy now you no longer play the game, -kuşkusuz şu an mutlu değilsin ve daha fazla oyunu oynamayacaksın People say I'm lazy dreaming my life away, -insanlar benim hayallere dalıp giden bir tembel olduğumu söylüyorlar Well they give me all kinds of advice designed to enlighten me, -bana her türlü düşünülmüş tavsiyeler veriyorlar beni aydınlatmak için When I tell that I'm doing Fine, watching shadows on the wall, -onlara iyi yaptığımı söylediğimde, duvardaki gölgeleri seyrederken Don't you miss the big time boy you're no longer on the ball? -yüksek başarıları özlemiyor musun evlat, artık işini bilmiyorsun I'm just sitting here watching the wheels go round and round, -sadece burada oturup tekerleklerin dönüşünü seyrediyorum I really love to watch them roll, -onların dönüşlerini seyretmeyi gerçekten çok seviyorum No longer riding on the merry-go-round, -daha fazla atlıkarıncaya binmeyeceğim I just had to let it go, -bu işi bırakmalıydım People asking questions lost in confusion, -karışık akıllarda kaybolmuş soruları soran insanlar Well I tell them there's no problem, -onlara, ortada bir sorunun olmadığını söyleyin Only solutions, -sadece çözümler, Well they shake their heads and they look at me as if I've lost my mind, -başlarını sallarlar ve sanki aklımı kaybetmişim gibi bakarlar bana I tell them there's no hurry... -onlara acelesi olmadığını söyleyin I'm just sitting here doing time, -sadece burada oturup zamanımı dolduruyorum I'm just sitting here watching the wheels go round and round, -sadece burada oturup tekerleklerin dönüşünü seyrediyorum I really love to watch them roll, -onların dönüşlerini seyretmeyi gerçekten çok seviyorum No longer riding on the merry-go-round, -daha fazla atlıkarıncaya binmeyeceğim I just had to let it go, -bu işi bırakmalıydım Bu döküman AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. http://www.akormerkezi.com